Boşalma yarışması yapılır. İngiliz Fransız ve doğal olarak Nam-Kemal. İngiliz gelip çeker. spiker sayar: 1kova, 2 kova, 3 kova tıkandı. Fransız çeker: 5 kova, 6 kova, 7 kova Nam-ı kemal çeker: 10 kova, 11 kova, 12 kova 1.tribün, 2. tribün, 3.tribün, 4. tribün glugluglu.
Nam-ı Kemal çok zengin bir dul hanımın davetlisi olarak malikanesine gider. Kapıda onu karşılayan uşağa paltosunu şapkasını verir ve diğer davetlilerle birlikte geniş yuvarlak bir masaya otururlar. Herkes bir soru sorar yanıtlar verilirken sıra Nam-ı Kemale gelir ve sorar:
-Elim pantolonumun cebinde, pantolonumun cebi delik, elimde ne tutuyorum acaba? Herkes utanmış, evin sahibi bayan kızmış ve böyle ayıp sorular soramazsınız deyip uşağa seslenmiş:
-Beyefendinin paltosunu şapkasını ver derhal evi terketsin.
Nam-ı Kemal “durun yahu demiş elim cebimde,cebim delik elimde işte bu var” diye anahtarı gösterince herkes kahkaha ile gülmüş.
aradan uzun bir zaman geçmiş bizimki sıkılmaya başlamış gitmek istiyor.
soru sırası yine ona gelince aynı soruyu sormuş.herkes gülerek “anahtar”demiş. Nam-ı Kemal:
-Bilemediniz deyip,uşağa seslenmiş “oğlum getir benim şapkamı paltomu”
Nam-ı Kemal iş için bir şehre gitmiş. Orada kendine 2 arkadaş edinmiş. Biri ingiliz biri Alman. Bakmış bunlar çok ukala davranıyorlar “sizinle bir iddaya girelim”demiş. Diğerleride kabul etmiş. İddaa ise “kadını en çok kim bağırtacak”. Doğru bir otele gidip bir kadın bulmuşlar ve başlamışlar işe. İlk önce ingiliz girmiş içerden ses yok. İkinci olarak Alman girmiş onda da ses yok. Son olarak bizim Kemal girmiş ve içerden bağırtılar, inlemeler, çığlıklar gelmeye başlamış. Nam-ı Kemal çıkmış içerden ve hepsi büyük bir şaşkınlıkla sormuş: ya nasıl yaptın bunu. Biz ikimizde kadından ses çıkarmayı beceremedik diye. Nam-ı Kemal hemen cevap vermiş: kafanı kullanacaksın!
Günün birinde içine alma yarışması düzenlenir. İngiliz, Alman ve Nam-ı Kemal. İlk önce İngiliz masanın yanına gelir ve büyük bir karpuz koyar ve üstüne oturur karpuz kaybolur herkes alkışlar. Sıra Almana gelir oda masanın üstüne büyük bi kabak koyar oturur ve kabak kaybolur. Alkışlar daha da yükselir ve sıra Nam-ı ktadır oda masanın üstüne bir tane elma koyar herkes yuhalamaya başlar ve Nam-ı Kemal masaya oturur herkesin sesi daha da artmıştır çünkü ne elma ne de masa ortada yoktur.
10 yaşında olan Nam-ı Kemal birgün evde otururken birden ayağa kalkıp salonun girişine bir çizgi çizmiş. Tam bu sırada Nam-ı Kemal in babaannesi salona yaklaşmış ve Nam-ı Kemal bağırmış. - “Babaanne sakın çizgiyi geçme yoksa seni **ker*m!!”
Babaannesi de
- “Oğlum git işine ben zaten çok yoruldum”
demiş. Nam-ı Kemal çizgiyi geçen babaannesini bi güzel **km*ş. Akşam Nam-ı Kemal in babası olayı öğrenince Nam-ı Kemal e sormuş.
- “Oğlum niye anamı **kt*n?”
Nam-ı Kemal
- “Sen benim anamı yıllardır **kiyon ben bişey diyo muyum?” Demiş…
Nam-ı Kemal ile bir Fransız bir gün Palandökene geziye çıkar. Şanslarına çığ düşer ve en yakın mağaraya girerler. Çığ mağaranın girişini kapatmıştır artık.
1 gün 2 gün bunlar açlıktan ölecek hale gelirler ve kurnaz Nam-ı Kemal akıllı bir fikir atar ortaya:
-Böyle olmaz aclıktan ölürüz böyle giderse gel sen benim ağzıma et bende senin der. herkes eşit miktarda… Fransızda okey der. Önce fransız eder 200 gr sıra Nam-ı Kemal e gelmiştir. N.Kemal ağzına ederken Fransız da bunun pipisi ile oynar ve Nam-ı Kemal 2kg sıçar.
Fransız itiraz eder sen neden fazla ettin diye Nam-ı Kemal de söz mü yok:
- “kardeşim sende teraziyle oynamasaydın”
Namık kemal bir gün bir papagan alır.papagan yollan geçenlere küfür eder ..namık kemal şöyle der bir daha küfür edersen senin üstünü örterim.papagan yine küfür eder namık kemal papagan ın üstünü örter.aradan 2 gün geçer namık kemal papagan öldümü merak eder hafiften tülü acar papagan da kafasini uzatır ve şöyle der götün mü kaşindi namık
Dünya cik buyuklük yarışması oluyormuş almanyada. Bizim ülkedende Nam-ı Kemal katılmış. Neyse herkes teker teker cikini çıkarıp masaya koyuyormuş. Kimininki 2 metre kimininki 5 metre, sıra geliyor bizim Nam-ı Kemale. Birde bakıyorlar Nam-ı Kemal yok. Hemen tamam bukadar buyuk cikleri gorunce kesin kaçtı demişler. O anda bir gürültü camdan yapilan ev paramparça oluyor ve ortaya bir cik düsüyor. Bursadayım geliyorum…
Birgün işeme yarışı yapılıyormuş. Nam-ı Kemal bu yarışmaya katılmış. İngiliz 3 şişe Alman 4 şişe işemiş.
Sıra Nam-ı Kemale gelmiş. Nam-ı Kemal:
Yüzme bilmeyenler dışarı demiş.
Başı beladan kurtulmayan Nam-ı Kemal
bu sefer de yeniçerilerden kaçmaktadir! O koştukça yeniçeriler arkasından gelir.
En sonunda köyün meydanına gelen Nam-ı Kemal çareyi çıplak bir heykelin yanına geçip aynı onun gibi çırılçıplak durmakta bulur. Bu heykel de çocuklarin *arragini tutup aşağı doğru hareket ettirdiğinde alttan çikolata veren bir heykeldir…
Tabii cok geçmeden Nam-ı Kemal´i de bu heykel gibi zanneden bir cocugun annesi bizimkinin dalgasını tutar ve asagi dogru indirir. Tık yok! Canı yanar Kemal´in ama yeniçerilerde meydanda onu aradigindan sesini çıkaramaz, kadın bir daha dener bir daha ve bir daha…
Dayanma noktasının sınırına gelen Nam-ı Kemal sessizce kadına;
-”Cikolata bitti, Sahlep var sahlep” der